Yazılım konferanslarının aranan isimlerinden Osman Yüksel ile Dubai’deki yaşamı konuştuk. Dubai’de yaşamaya veya çalışmaya gitmeyi düşünenler için yol gösterici olmasını umuyoruz.

Sizin de Dubai ile ilgili söylemek istedikleriniz varsa yorumlarınızı bekleriz.

Kısaca kendini tanıtır mısın?

2006 yılında Yakın Doğu Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği fakültesinden mezun oldum. Sonrasında da direkt sektöre atıldım. Yaklaşık 10 senedir sektördeyim. Öğrencilik yıllarımdan beri de özgür yazılım topluluğu içinde aktif görevler alıyordum. Çeviriler, sunumlar yapıyor, belgeler yazıyor, etkinlikler düzenliyor, gerektiğinde sponsor oluyorum.


Teknik olarak ise, günümüzün popüler tabiri olan “full stack developer” tanımına uygun olduğumu düşünüyor insanlar. Sunucu yönetiminden, PSD’den html’e aktarmaya, güvenlik testlerinden performans optimizasyonuna kadar bir çok işi yapıyorum bulunduğum şirketlerde. Bunun yanında işe alım süreçlerinde de aktif görev alıyorum.

Son 4 senedir de Sonsuzdöngü isimli bir yazılım danışmanlık şirketini sürdürmeye çalışıyorum. 1 seneden beri de Dubai’den aldığım bir danışmanlık işi dolayısıyla Dubai’deyim.

Gezmeyi, motosikletleri ve türk halk müziğini çok seviyorum. Fırsat buldukça bağlama tıngırdatmaya çalışıyorum.

Hangi ülkede şansını denedin?

Vaktiyle Opera Software’in Polonya ofisinden, Rocket Internet Almanya ofisinden ve Facebook Dublin ofisinden çeşitli teklifler alsam da kimisinde maddi şartlarda anlaşamadım, kimisinde ise teknik mülakatı geçemedim :s

4 sene önce şirketi ilk kurduğumuzda, ilk işimizi Birleşik Arap Emirlikleri emirliklerinden Dubai’deki Namshi’den almıştık ve 4 ay süreyle Namshi’ye danışmanlık vermiştik.

İş teklifini nasıl aldın, ne kadar sürede gittin?

İş teklifi, Dubai’deki şirkette çalışan eski CTO’m Emrah Olgun tarafından geldi. Gerek daha önce yapımında katkıda bulunduğumuz Namshi’nin şu andaki konumu, gerek Türkiye’de danışmanlığını verdiğimiz e-ticaret şirketlerinin referansları ile iş bize geldi.

Teklif süreci yaklaşık 2 hafta sürdü, sonrasında vizenin çıkması da 1 ay civarında sürdü.

Çalıştığım şirkette bir “tam zamanlı çalışan” yerine bir “danışman” olduğum için çok fazla yan hak kazanamıyorum. Ancak tam zamanlı çalışan arkadaşlar, taşınma yardımı, yıllık eğitim ve diğer harcama bütçeleri ve altlarına çekebilecekleri sıfır Ford Mustang, Jaguar veya Range Rover gibi güzellikler ile karşılanıyor bu şirkette 🙂

Gitmeden önce işten ve sosyal hayattan beklentin nasıldı?

Öncesinde 4 aylık bir Dubai deneyimim olduğu için biraz hazırlıklıydım açıkçası. Ancak ilk geldiğimde “elleriyle yemek yiyen iğrenç araplar” algısı ve “her taraf çöl, hala develerle geziyorlar” algısı vardı. Ancak, özellikle Dubai için, işin hiç öyle olmadığını görüyorsunuz. Görebileceğiniz en yüksek gökdelenler, en güzel spor arabalar bu şehirde.

Kısmi şeriat ile yönetilse de, çok uçuk kaçık bir şey yapmadığınız sürece Türkiye’den daha “liberal” bile denilebilecek bir sosyal yaşantısı var Dubai’nin.

Türkiye ile karşılaştırdığında nasıl buldun?

Bülbülü altın kafese koymuşlar, yine de vatanım demiş… Türkiye ile karşılaştırmak gerekirse Dubai çok “yapay” kalıyor. 30 sene önce “çöl” olan bir yerden bahsediyoruz sonuçta. İklimi itibariyle yeşillik yok denecek kadar az. Ama onun dışında sanırım dünyanın en güvenli ve huzurlu şehirlerinden birisi. Sokaklarında bir tane bile dilenci göremediğiniz, 1 sene içinde sokakta hiç kavga gürültü görmediğiniz, korna sesinin olmadığı, trafiğin olmadığı bir yer olarak artıları var.

Hava sıcaklığı kışın 20 derecelerde, yazın ise 50 dereceleri görüyor. Çok güzel denizleri, safari yapmak için çok güzel çölleri var. Ama insan boğaz kenarında bir balık ekmek, üstüne de bir çay içmeyi çoğu zaman özlüyor. Şu anda mesela en büyük özlemim Kavacık’taki Bayramoğlu Döner’e gidip tıksırıncaya kadar döner yemek!

Teknolojik gelişmeler ve pazar açısından ise Türkiye’nin bir 5-10 sene önceki hali gibi. Teknik talep çok fazla ancak arz özellikle kaliteli arz, dünyanın her yerinde olduğu gibi burada da büyük sıkıntı. Kaliteli iş gücü çok kolay bulunamıyor.

Aynı zamanda, çok “hype” olmayan bir startup merkezi aslında. Dünyanın, özellikle ortadoğunun en “parlak” pazarlarından birisi. Maddi olarak çok sıkıntıları olmadığı için çoğu girişime yatırım yapıyorlar. Çok fazla başarılı startup yok, ancak bahsettiğim gibi henüz kuluçka aşamasında bir bölge, öğreniyorlar. İlerde çok daha parlak fikirler ve girişimler çıkacağına eminim.

Bunun yanında burası dünyanın en kozmopolit şehirlerinden birisi olabilir. Yerel halkın, nüfusun %8’ini oluşturduğu  bir yerden bahsediyoruz. Yaşayan nüfusun %90’ı dünyanın türlü yerlerinden gelen insanlarla dolu. Kısaca, bir çok kültürü daha yakından tanıma, bir çok farklı kültürden arkadaş edinme şansına sahip oluyorsunuz.

Yasadığın zorluklar neydi?

Yaşanılan en büyük zorluk olarak, size yardım eden birisine “Eline sağlık” veya bir çalışan gördüğünüzde “Kolay gelsin” diyememeniz. Buna karşılık gelen bir İngilizce kelime olmaması. Kısacası Türk kültüründen bir anda kopamıyor olmanız.

Onun dışında, burası bir “arap” ülkesi olmasına rağmen, neredeyse herkes -yerel halk  dahil – iyi derecede Ingilizce konuşuyor. Burada yaşan bir yabancıdan (expat) ziyade, yerel halkın zorlandığını düşünüyorum. Zira kendi ülkenizde, markete gittiğinizde, kendi dilinizde alışveriş yapamamak çok garip olsa gerek.

Bunun dışında ilk başlarda, çok fazla arkadaşım olmadığı için sıkıcı günler geçirsem de, şu anda ekipte 10-15 kadar Türk olduğumuz için artık o sıkıntılarım yok. Hatta şu aralar buradaki insanları Türkleştirmekle meşgulüz 🙂

Benim için pek sorun olmasa da (Alanya bebesiyim her türlü sıcakta yaşarım), yazın 50 dereceyi bulan sıcaklar bazı insanlar için büyük bir zorluk olabiliyor. Ancak otobüs durakları ve metro dahil neredeyse her yerde klima olduğu için bunu bizim gibi beyaz yakalılar çok hissetmiyor. Hatta dışarıda 50 derece sıcak varken, kapalı alanlarda ceketlerle hırkalarla gezdiğiniz oluyor.

Bunun dışında, her ne kadar aldığınız para fazla gibi gözükse de, Dubai dünyanın en pahalı şehirlerinden birisi. 1+1 eve aylık 10.000 TL veriyorsunuz mesela, veya bir öğle yemeğine 150 lira veriyorsunuz. Ve işin garibi, bunu belli bir süre sonra normalleştiriyorsunuz. En büyük sıkıntı bu “normalleştirme” galiba.

Birisi o ülkeye gitmek istese ona ne söylersin?

Avrupa’ya giden çoğu arkadaşımın en büyük şikayeti iklim oluyor. 4 mevsimi doyasıya yaşadığımız güzel vatanımızdan çıkıp senenin 300 günü kapalı havada yaşama sınavı veriyorlar. Dubai için en büyük artık iklim. Burada senenin 350 günü güneşli 🙂 Kısaca “hem kendimi geliştireyim, hem denizin havuzun tadını çıkarayım” diyenler için biçilmiş kaftan Dubai.

Ancak, yurt dışına çıkarken dikkat etmeniz gereken bir husus var. Burada “gurbet”tesiniz ve bunu bazen iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Çok basit bir örnek vermek gerekirse; Dubai’de bir şirketten teklif aldınız, Türkiye’deki yaşantınızı “kapattınız” ve yurt dışına çıktınız. Dubai’ye geldiniz, işe girdiniz, ama bir şeyler ters gitti ve işten çıkarıldınız. İşten çıkarıldığınızda vizeniz iptal ediliyor ve 1 ay içinde ülkeyi terk etmeniz gerekiyor. Bu ve bu tip bir çok şeyler, oraya ait olmadığınız hissi, sizi biraz tedirgin ediyor. Bu sadece Dubai özelinde değil, yurt dışındaki neredeyse her işte geçerli.

Gitmeye karar verdiğin o güne dönsen kendine ne söylemek istersin?

Ben bir çalışan olarak değil de bir danışman olarak gittiğim için aslında bu soru benim için biraz garip oluyor. Sonuçta benim için bir “iş” bu. Ancak geriye dönüp baktığımda herhangi bir pişmanlık duymuyorum (belki Bayramoğlu Döner için duyuyorumdur).

Dubai’deki yereller hem müslümanlar, hem de Avrupalıları çok seviyorlar. Türkler de tam olarak bu ikisinin kesişimi bir yerde olduğu için Türklere karşı ön yargı nispeten pozitif yönde.

Ancak çoğu şirket, içerde belli bir milletten çoğunluğun olmasını istemiyor ve bu dağılımı eşit tutmaya özen gösteriyor.

Şirkete ilk geldiğimde, şirketteki 3. Türk’tüm ve “daha fazla türk almıyoruz artık” noktasına gelmişlerdi. Ancak, tabiri caizse “Türkün gücünü gösterdiğimiz” bir dönemden geçtikten sonra, aslında Türkiye’deki teknoloji birikiminin buradaki çoğu topluluktan nispeten daha üstün olduğunu kanıtladıktan sonra ekibe 10 kadar daha Türk kattık. Benim için en büyük artı, ülkemi böyle çok ufak bir alanda da olsa güzel temsil etmek oldu.

2 thoughts on “Dubai’de Çalışma – Osman Yüksel

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Close